Biraz geç olsa da, 2013`te okuduğum kitapların listesini yayımlamaya karar verdim. Çok bereketli bir sene olduğunu söyleyebilirim, ama tabi ki daha çok okuya bilirdim. Neyse ki bu sene daha kararlıyım ve en az iki kat daha fazla okumayı hedefledim.
22 Ocak 2014 Çarşamba
14 Aralık 2013 Cumartesi
Gems: BOOKS - June / July / August
Gems: BOOKS - June / July / August: Book time. Note - I discovered so many picture books during the last three months that I'm going to do a separate post devoted to t...
Hayatı Seviyorlardı Fransız Direnişçilerinin Son Mektupları
Mektup duygu ve düşüncelerimizi en yalın şekilde yansıtan edebi türdür. Tarihte kendine yer edinmiş
mektuplardan bazıları tarihi olayları aydınlatır, bazıları edebiyat akımlarına yön verir, bir diğerleri de dillerin gelişimine katkıda bulunur.Yerine göre bir gazete, yerine göre bir dergi tadındadır mektuplar...
Mektup denince aklımıza Fransa gelebilir belki de. Nedeni ise bu edebi türün Fransa`da daha çok yaygın olması ve Voltaire`in mektuplarının en kapsamlı mektuplar olarak tarihe geçmesidir. İlaveten, yüksek mevkilerle yazışmalar için de kaleme alındıkları olmuştur. Diderot, J.J.Rousseau, Montesquieu siyasetle mektup türünü buluşturanlardan bir kaçı. Mektuplar geçmişin akışına da ışık tutuyor. Batı dünyası yazarlarından Balzac, Flaubert, Geothe, Schoiller, Keats, Türk edebiyatından ise Ziya Gökalp, Namık Kemal, Halit Ziya, Cahit Sıtkı Tarancı mektup yazanlar kervanına katılanlardan.
mektuplardan bazıları tarihi olayları aydınlatır, bazıları edebiyat akımlarına yön verir, bir diğerleri de dillerin gelişimine katkıda bulunur.Yerine göre bir gazete, yerine göre bir dergi tadındadır mektuplar...
Mektup denince aklımıza Fransa gelebilir belki de. Nedeni ise bu edebi türün Fransa`da daha çok yaygın olması ve Voltaire`in mektuplarının en kapsamlı mektuplar olarak tarihe geçmesidir. İlaveten, yüksek mevkilerle yazışmalar için de kaleme alındıkları olmuştur. Diderot, J.J.Rousseau, Montesquieu siyasetle mektup türünü buluşturanlardan bir kaçı. Mektuplar geçmişin akışına da ışık tutuyor. Batı dünyası yazarlarından Balzac, Flaubert, Geothe, Schoiller, Keats, Türk edebiyatından ise Ziya Gökalp, Namık Kemal, Halit Ziya, Cahit Sıtkı Tarancı mektup yazanlar kervanına katılanlardan.
Etiketler:
Fransa
,
Fransız Devrimi
,
Hayatı Seviyorlardı Fransız Direnişçilerinin Son Mektupları
,
kolektif
,
mektup
,
ölüm
,
Pencere Yayınları
13 Aralık 2013 Cuma
"Tavşan Deliğinde Fiesta" Juan Pablo Villalobos

Narkoedebiyat
diye popüler bir tür olduğunu da öğrenmiş oldum. Tavşan
Deliğinde Fiesta bu
popüler türün en güzel örneklerinden.
Ne
iyi etmişim şu kitabı okumakla. Ama itiraf etmem gerekir ki kitabın kapağı ve
ismi çok hoşuma gitti. İyi ki, kapak ve isim elele verip beni Tochtli`in küçük
ve yaratıcı dünyasına götürmüş. Sarayda yaşayan bir çocuk düşünün... Ama bu
saray Meksika`da... Hayatında toplam
13-14 kişi tanıyan Tochtli`in büyüleyici hikayesi. Bu çocuğun gözüyle yazar
toplumu eleştiriyor. Kara mizah örneği de denilebilir. 3 bölümden oluşuyor
kitap. Herbir bölüm Tochtli`in hayatının bir bölümünü özetliyor. Birinci bölüm
geçmişini, ikinci bölüm şimdiki durumunu, üçüncü bölümse geleceğini açıklıyor.
İlk önce nasıl bir çevrede yaşadığını, nasıl bir ailesi olduğunu öğreniyoruz.
Tochtli her gün düzenli olarak sözlükten kelime ezberliyor. Kelimeler ezberleyen
bir adamın hikayesi vardı Amerikan edebiyatında. Bu hikaye de onun gibi
başlıyor, daha sonra Huckleberry Finn`i hatırlatıyor. Çete kurmaları ayrıca Tom
Sawyer`a da bir gönderme. Liberyalı cüce su aygırı istiyor bu aralar, hatta en
büyük dileğine dönüşmüş su aygırı. Etrafındaki insanların çoğu görevleri
itibariyle orada bulunuyorlar. Mitzli onun istediklerini almakla görevli, tabi
ki de Yolcaut`un (babası) emriyle. Babsı soğuk bir kişiliğe sahip olsa da ara
sıra çocuğuyla ilgileniyor. Yine de sadece parayla çocuğun mutlu olabileceğini
düşünen ebeveynlerden biri O. Suaygıırını bulamıyor babası ve Tochtli`nin bu
yüzden karnı ağrıyor. Mazzatin, özel öğretmeni, çok okumuş biri ve yazmak
istediği için parasız kalmış. Mazatzin Japonlarla ilgili her şeyi çok seviyor.
Kültürlü insanların hayatı bilmediğini savunuyor Mazzatin. Şapkalar Tochtli`nin
hayatında özel bir yere sahip. Dünyanın her köşesinden bir örnek mevcut
neredeyse. ``Şapkalar kralların tacına benzer.``
Kitabın
arkasında Çevirmenin Son Notu kısmında isimlerin anlamları açıklanmış. Bu
yüzden isimlerin anlamını söylemem eseri daha güzel anlamamıza neden olacaktır.
Karakterlerin isimleri eski Meksika dili olan Nahuatl`dan geliyormuş. Tochtli /
Usagi tavşan demek,Yolcaut çıngıraklı yılan, Mazatzin geyik, Quecholli flamingo,
Chichilkuali kızıl kartal, Itzpapalotl siyah kelebek, Itzcuauhtli beyaz kartal,
Alotl renkli papağan.
Her görevlinin
kendine özgü yorumları mevcut hayatla ilgili. Mesela Cinteotl`a göre gariplik
çirkinliğin akrabasıdır.
Etiketler:
hikaye
,
Juan Pablo Villalobos
,
MonoKL Edebiyat
,
Narkoedebiyat
,
roman
,
Tavşan Deliğinde Fiesta
12 Aralık 2013 Perşembe
SAKIZ CEVİZ DENİZ: YENİ YIL HEDİYENİZ BİR KİTAP OLSUN
SAKIZ CEVİZ DENİZ: YENİ YIL HEDİYENİZ BİR KİTAP OLSUN: Umarım yeni yıl hepimize güzel şeyler getirir. Ben de yeni yıl hediyesi olarak buradan kitapsever bir arkadaşa seçeceği bir kitabı hediye e...
11 Aralık 2013 Çarşamba
Yavaşla! Bu hayattan bir defa geçeceksin!
Psikiyatri doçenti Kemal Sayar, Hacettepe Üniversitesi`nden mezun. Köşe yazarlığı yapmış ve Ruhun Labirenti, ve İnsanlık Hali programlarında da imzası var. Programları YouTube`dan izlemenizi öneririm.
Bazı kitapları yorumlamaya ihtiyaç yoktur. Çünkü onlar vurgulamak istedikleri noktaları gayet net bir şekilde anlatırlar. İşte Yavaşla tam da özetlenemeyecek kitaplardan. Bu yüzden kitaptan alıntıları size sunuyorum. Hayatınıza farklı bir pencereden bakmanız için okumanız dileğiyle!
Bazı kitapları yorumlamaya ihtiyaç yoktur. Çünkü onlar vurgulamak istedikleri noktaları gayet net bir şekilde anlatırlar. İşte Yavaşla tam da özetlenemeyecek kitaplardan. Bu yüzden kitaptan alıntıları size sunuyorum. Hayatınıza farklı bir pencereden bakmanız için okumanız dileğiyle!
Etiketler:
Kemal Sayar
,
psikoloji
,
Timaş Yayınları
,
Yavaşla
10 Aralık 2013 Salı
"Alev" John Steinbeck

Bir aşk serüveni

Derman
arardım derdime Derdim bana derman imiş
Burhan sorardım aslıma aslım bana burhan imiş
Burhan sorardım aslıma aslım bana burhan imiş
Sağ u solu gözler idim dost yüzünü görsem deyu
Ben taşrada arar iken ol can içinde can imiş
Ben taşrada arar iken ol can içinde can imiş
Öyle sanırdım ayriyem,dost gayridir ben gayriyem
Benden görüp işideni bildim ki ol canan imiş
Benden görüp işideni bildim ki ol canan imiş
Savm u salat u haccile sanma biter zahid işin
İnsan-ı Kamil olmağa lazım olan irfan imiş
İnsan-ı Kamil olmağa lazım olan irfan imiş
Kanden gelir yolun senin ya kande varır menzilin
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvan imiş
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvan imiş
Mürşid gerektir bildire Hakkı sana hakkel-yakin
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş
İşit Niyazi'nin sözün bir nesne örtmez Hak yüzün
Hak'tan ayan bir nesne yok gözsüzlere pünhan imiş
Hak'tan ayan bir nesne yok gözsüzlere pünhan imiş
Derdimiz
bize derman ise, dermanımızın da bize dert olması lazım. Hepimizin (aşk
dedektörlerinin) aşk arayışı gerçekte dert arayışıdır. Ama aşk yolculuğuna
çıkmak her babayiğidin harcı değil. Yine de herkes farkında olsun ya da olmasın
aşkı arar, birazcık dertlenmek ister, bir dermana muhtaç olmak ister....
6 Aralık 2013 Cuma
Bilinmeyenin gizemi
Herkes bir şeyler hakkında susar |
Sanat
nedir diye düşünürüz zaman zaman. Genel bir tanımlama yaparsak, hayatı
anlamlandırma ya da yorumlama biçimi olduğunu söyleyebiliriz. İnsanların aynı
sanat eserine bakıp çok farklı yorumlar yapabilmeleri de bilinmeyenin
gizeminden kaynaklanıyor. İster resim olsun, ister müzik, isterse edebiyat,
birtakım soyut boşluklar mevcut hepsinde. İzleyiciyi, dinleyiciyi, veya okuyucuyu
bu boşlukları doldurmaya davet ediyor hepsi de. Bilinmeyenler bilinen olsaydı
acaba, bu dünya bu kadar güzel olur muydu?
Yaşamak
için sanat mı gerekli, yoksa sanat için yaşamak mı? Bana göre yaşamak için
sanat gerekli. Burada `yaşamak`tan kastım ekonomik özgürlüğe kavuşup fiziksel
olarak yaşama sürecine devam etmek değil. Yaşamanın bir de öteki yüzü vardır. Var olma
amacımızı yerine getirmek için yaşamak. Bir başka deyişle, insanların kendi
hayatlarında uğruna yaşadıkları değerleri zenginleştirmektir. Evet insanın
hayatta var olabilmesi için çevresel koşulların olanaklı olması lazım ki, bu da
barınak veya ev yapımı demektir. Ev yapımının kendisi bir sanat dalı yani
mimari oluyor. Bu da hayatı anlamlandırmaya yardımcı oluyor. Avangart, Modern, Postmodern,
klasik, vs. gibi ayrımı yapılan mimari tam da bu sürecin somutlaştırılmış
halidir.
Eskiden
insanlar tabiata bakarak yaratılışı ve susmayı anlıyorlardı. Günümüzde ise
tabiatı hakikaten dinleyebilmek için önce galleri`lere bir uğramamız gerekiyor.
Hayatın hengamesinden kendi çaresiz sesimizi bile duyamıyoruz. Özellikle
Postmodern sanatla bir nesneden yola çıkarak bütüne, belki hepimizin bildiği
Tanrıya, belki de başka başka tanrılara ulaşıyoruz.
Sanat
eserleri bizim bu serüvenimizden habersiz onları yorumlayacak olanları ve de
anlamsız bakışlarla bakacak olanları bekliyor sanat merkezlerinde. Kurtulmak
istedikleri bir evrene düştüğünü düşünmüyorsa eğer ziyaretçiler, bu eserleri
kendince yorumluyorlar. Tümevarım yöntemiyle, detaydan bütüne (bazen de tam
tersine) ulaşıyor sanat severler. Bilinmeyenin gizemini kurcalıyor herkes,
sonda bilen de oluyor, bilmeyen de.
İyi
gizemler!
5 Aralık 2013 Perşembe
Madonna ve Freud

Etiketler:
bastırılmış duygular
,
Die Another Day
,
Freud
,
James Bond
,
Madonna
,
Sex
Edebiyat kokusu
Hakiki edebiyatseverlerle bir edebiyat programını paylaşmak istiyorum. Belki çok sayıda edebiyat programı izlemiyorumdur (o da bulamadığımdan genelde) ama birkaç tane takipçisi olduğum program var. Hatta bugün YouTube`a koyulan videoyu ilk ben izledim :)
Kanal on4`te yayına sunulan programın sunucusu İskender Pala`nın asistanı, gazeteci-yazar Kaan Murat Yanık.
Programa katılanlardan birkaçının ismini yazıyorum, ilgisini çekenler Edebiyat Kokusu kervanına katılabilir :)
Murat Menteş
Mario Levi
İskender Pala
Ahmet Ümit
Enver Aysever
Tuna Kiremitçi
Prof.Dr. Durali Yılmaz
Ahmet Turgut
Yusuf Tazegün
Prof. Hüseyin Hatemi
Halil İbrahim
Prof.Dr. Hayati Develi
Yrd.Doç.Dr.Rövşen Alizade
Prof. Dr. Cihan Okuyucu
Dr. Fazıl Agiş
Tarık Tufan
Hande Kuşuoğlu
Furkan Çalışkan
Melek Tunç
Bülent Parlak
Kadir Sime
Sevra Güzel
Aytuğ Akdoğan
Ahmet Turgut
Yusuf Tazegün
Ömer Lekesiz
vs.
Kanal on4`te yayına sunulan programın sunucusu İskender Pala`nın asistanı, gazeteci-yazar Kaan Murat Yanık.
Programa katılanlardan birkaçının ismini yazıyorum, ilgisini çekenler Edebiyat Kokusu kervanına katılabilir :)
Murat Menteş
Mario Levi
İskender Pala
Ahmet Ümit
Enver Aysever
Tuna Kiremitçi
Prof.Dr. Durali Yılmaz
Ahmet Turgut
Yusuf Tazegün
Prof. Hüseyin Hatemi
Halil İbrahim
Prof.Dr. Hayati Develi
Yrd.Doç.Dr.Rövşen Alizade
Prof. Dr. Cihan Okuyucu
Dr. Fazıl Agiş
Tarık Tufan
Hande Kuşuoğlu
Furkan Çalışkan
Melek Tunç
Bülent Parlak
Kadir Sime
Sevra Güzel
Aytuğ Akdoğan
Ahmet Turgut
Yusuf Tazegün
Ömer Lekesiz
vs.
Etiketler:
Edebiyat Kokusu
,
Kaan Murat Yanık
,
Kanal on4
Küresel Bunalım
Yazar hakkında küçük ayrıntı: Ahmet Davutoğlu Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül`e dış politika başdanışmanlığı yapmıştır.
Bir kaç sene önce okuduğum Ahmet Davutoğlu`nun ``Küresel Bunalım`` kitabından aldığım notlarımı aktarıyorum.
Sanayi
devriminden sonra sanayi mamullerinin Bengal`de satılması için ilginç bir
uygulama yaparlar. El üretimine dayalı çok yoğun dokuma tezgahları olan
Bengal`de, İngilizler ne yapar, bilir misiniz? Üretimin olması için o bölgede
bir neslin parmaklarını keserler. Bir haftada 40.000 ustanın parmaklarını
keserler. İngilizler, Hindistan`a geldikten sonra, Hindistan`daki bütün
sembolik giysileri, sembolik unvanlarını tersine çevirdiler. Daha önce
Hindistan`daki Türk olan Babur sultanlarının giydikleri giysileri, İngiliz
sömürgecilerinin hizmetkarlarına giydirilir. Sembolleri tersyüz ederler. Benzer
şeyler Kafkasya`daki Ruslar, Kuzey Afrika`da Fransızlar tarafından yapılır.
Arap
dünyası Petrol benim coğrafyamda çıkıyor, ama Irak halkı aç. Bu nasıl
uluslararası bir düzendir ki, benim toprağımda çıkan şey bana dönmüyor, bir
mekanizmayla bir başka şeyi besliyor.
Demokratikleşme
trendi neredeyse İslam dünyasına uğramıyor.
Felsefenin
vasatı olmaz, vasatı tehlikelidir.
Felsefe
bir deryadır, açıldıkça insan güvenlikte olur, kıyıda kaldıkça ise insanın
boğulma tehlikesi artar.
Kendi
içinde teröre uğramış olan bir devlet, iç yapısını hala kuramamış da bir
devlettir.
İnsanlar
yerleşik düzeye geçtiği zaman kimlik kazanırlar.
İnsanoğlu
kendini güvende ve özgür hissetmediği zaman arayışı devam eder.
Bir
anlık bir gaf, bilinçaltını yansıtıyor.
Amerikanın
Ortadoğu`da hangi ülkelerde olumsuz ilişkileri varsa, Avrupa`nın o ülkelerde
yoğun bir yatırımı var.
Etiketler:
Ahmet Davutoğlu
,
Amerika
,
Avrupa
,
Küresel Bunalım
,
notlar
,
politika
,
sembol
4 Aralık 2013 Çarşamba
3 Aralık 2013 Salı
Milyonlarca Kuştuk...
Her kim ki kıskançlık gölünde yüzer
Bilsin ki ulaşmaz o kaf dağına
Bülbül ki aşk denizlerinde gezer
Uçamaz ki başka güllerin narına
Her kim ki bencillik dağına tırmanır
Bilsin ki kaderi yalnız kalmaktır
Her kim ki hırs ovalarında saklanır
Avladım zanneder ama kendi avlanır
Her kim ki hakikat ormanında bekler
Bilsin ki hatasız çıkamaz yarına
Her kim ki inkar limanında demirler
Eremez hiçbir zaman gönlünün sırrına
Her kim ki ayrılık vadisinde durur
Bilsin ki ne ararsa kendinde bulur
Biz milyonlarca kuştuk kaf dağına kanat açtık
Acı çektik yaralandık bilmiyorduk aldandık
Kimimiz yollarda kaldık dünya malına kandık
Kimimiz sebat ettik yedi vadiyi aştık
Gönül bu durmaz uçar zaman mekan tanımaz
Uzun yol yolcusudur bulmadan aşkı durmaz
Gönül bu durmaz uçar uzak yakın tanımaz
Uzun yol yorgudur yanmadan huzur bulmaz
Gönül durma uç yorulma uç yılma uç
Söz-Müzik Candan Erçetin
Bilsin ki ulaşmaz o kaf dağına
Bülbül ki aşk denizlerinde gezer
Uçamaz ki başka güllerin narına
Her kim ki bencillik dağına tırmanır
Bilsin ki kaderi yalnız kalmaktır
Her kim ki hırs ovalarında saklanır
Avladım zanneder ama kendi avlanır
Her kim ki hakikat ormanında bekler
Bilsin ki hatasız çıkamaz yarına
Her kim ki inkar limanında demirler
Eremez hiçbir zaman gönlünün sırrına
Her kim ki ayrılık vadisinde durur
Bilsin ki ne ararsa kendinde bulur
Biz milyonlarca kuştuk kaf dağına kanat açtık
Acı çektik yaralandık bilmiyorduk aldandık
Kimimiz yollarda kaldık dünya malına kandık
Kimimiz sebat ettik yedi vadiyi aştık
Gönül bu durmaz uçar zaman mekan tanımaz
Uzun yol yolcusudur bulmadan aşkı durmaz
Gönül bu durmaz uçar uzak yakın tanımaz
Uzun yol yorgudur yanmadan huzur bulmaz
Gönül durma uç yorulma uç yılma uç
Söz-Müzik Candan Erçetin
Etiketler:
7 vadi
,
Attar Mantıku`t Tayr
,
Can Dündar
,
Candan Erçetin
,
Doğu mitolojisi
,
efsane
,
Kuşların Dili
,
Milyonlarca Kuştuk
,
Simurg
,
Vahdet-i Vücud
,
Zümrüd-ü Anka
,
Zümrüd-ü Anka Efsanesi
Ruhi Mücerret

yayınevinden çıkmış herhangi bir kitap görsem, onda Ruhi Mücerret tadı arıyorum. Yakın bir arkadaşımı görmüşüm gibi sevinirim. Kara mizahlı, nostaljiyle reel dünya bir arada...
Kitabın soundtrack`i. (Yeni akım, kitap ve soundtrack) http://www.youtube.com/watch?v=5eQ3-27U1aA
Etiketler:
April Yayıncılık
,
April Yayınları
,
Baudrillard
,
Dublörün Dilemması
,
kara mizah
,
Korkma Ben Varım
,
marka
,
modernizm
,
Murat Menteş
,
postmodernizm
,
reklam
,
roman
,
Ruhi Mücerret
,
Türk Kurtuluş Savaşı
Bir blog açtım, bütün hayatım değişti
Bir blog açtım, bütün hayatım değişti: Bir blog açtım, bütün hayatım değişti
2 Aralık 2013 Pazartesi
Bir kilo kitap lütfen :)
Eveet internette gezinirken kitaplarla ilgili bulduğum siteler, youtube videoları ve facebook sayfaları.
Hazır olun herkesin beğendiği en az bir tanesi çıkacaktır.
- Kitap okumak isteyen ama parası olmayan öğrencinin bulduğu çözüm :) Püf Noktası - beleş kitap nasıl okunurOyuncu- Dağhan Külegeç
Etiketler:
bir dolap kitap
,
blog
,
çocuk edebiyatı
,
el işi
,
el yap;m; kitap
,
kitap
,
Kitap okurken dinlenecek müzikler
,
My Bookface
,
pop-up kitap
,
Susan Elliott
,
Youtube
1 Aralık 2013 Pazar
Mini minnacık İstanbul :)
Sanat
galerilerinde neden büyük alanlarda kücük nesneler sergilenir ki? Bu soruyu merak eden çok sayıda insan var ama yine de sorunun cevabını bulmak ıçın hiçbir çabada bulunmuyorlar kanımca. Insan geniş alanda kendini çıplak hisseder ama sanatı gerçekten anlamaya, tabiri caizse onu damarlarımıza enjekte etmeye hazır olduğumuzda
bu alanı bir lutuf olarak görür, hatta belki daha geniş alana ihtiyaç duyar.
Zira insan artık somuttatan soyuta geçiş yapmıştır. Geçmişe yelken açar, fantezi
dünyasına uğrar ve anlatılmak istenene yeni anlamlar katar. Bu anlamda herbir
insanın herhangi sanat yapıtından özel anlam üretmesi beklenir.
Etiketler:
Armaggan gallery
,
Descartes
,
Harlem Shake
,
Hegel
,
Irem Senemoğlu
,
Istanbul
,
İç Mimarlık
,
Kant
,
Kent
,
Ludwig Mies van der Rohe
,
Mimar Sinan Üniversitesi
,
Minimalizm
,
resim
,
sade
,
saf
,
sanat
Soğuk Kahve`den...
Insan bazen hayata dair küçük ayrıntılara kulak vermek istiyor... Soğuk Kahve işte böyle bir günde okundu. Soğuk kahveyi gerçekten seven biri olarak, onu sevmeyenlere arada bir denemelerini tavsiye ediyorum.
İnsan
gerçekten kendini anladığı
zaman istemsiz bir şekilde yalnız
kalıyor.
Beddua
etmeye vakti kalmamalı insanın.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
Popüler Yayınlar
-
Biraz geç olsa da, 2013`te okuduğum kitapların listesini yayımlamaya karar verdim. Çok bereketli bir sene olduğunu söyleyebilirim, ama tabi ...
-
Hızlı akan dünyada, hızlı okunabilecek roman... April yayıncılğa aşık olmama sebep olan roman. Artık bu yayınevinden çıkmış herhangi bir ki...
-
Her kim ki kıskançlık gölünde yüzer Bilsin ki ulaşmaz o kaf dağına Bülbül ki aşk denizlerinde gezer Uçamaz ki başka güllerin narına H...
-
Bir blog açtım, bütün hayatım değişti : Bir blog açtım, bütün hayatım değişti
-
Aleksandr İsayeviç Soljenitsin 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında birçok müzisyen, sanatçı ve Rus aristokratların ya...