13 Aralık 2013 Cuma

"Tavşan Deliğinde Fiesta" Juan Pablo Villalobos

Juan Pablo Villalobos Meksikalı bir yazar. Marketing ve ispanyol edebiyatı okumuş. Tavşan Deliğinde Fiesta 2011 de Guerdian First Book Award listesine girebilmeyi başarmış.
Narkoedebiyat diye popüler bir tür olduğunu da öğrenmiş oldum. Tavşan Deliğinde Fiesta bu popüler türün en güzel örneklerinden.
Ne iyi etmişim şu kitabı okumakla. Ama itiraf etmem gerekir ki kitabın kapağı ve ismi çok hoşuma gitti. İyi ki, kapak ve isim elele verip beni Tochtli`in küçük ve yaratıcı dünyasına götürmüş. Sarayda yaşayan bir çocuk düşünün... Ama bu saray Meksika`da...  Hayatında toplam 13-14 kişi tanıyan Tochtli`in büyüleyici hikayesi. Bu çocuğun gözüyle yazar toplumu eleştiriyor. Kara mizah örneği de denilebilir. 3 bölümden oluşuyor kitap. Herbir bölüm Tochtli`in hayatının bir bölümünü özetliyor. Birinci bölüm geçmişini, ikinci bölüm şimdiki durumunu, üçüncü bölümse geleceğini açıklıyor. İlk önce nasıl bir çevrede yaşadığını, nasıl bir ailesi olduğunu öğreniyoruz. Tochtli her gün düzenli olarak sözlükten kelime ezberliyor. Kelimeler ezberleyen bir adamın hikayesi vardı Amerikan edebiyatında. Bu hikaye de onun gibi başlıyor, daha sonra Huckleberry Finn`i hatırlatıyor. Çete kurmaları ayrıca Tom Sawyer`a da bir gönderme. Liberyalı cüce su aygırı istiyor bu aralar, hatta en büyük dileğine dönüşmüş su aygırı. Etrafındaki insanların çoğu görevleri itibariyle orada bulunuyorlar. Mitzli onun istediklerini almakla görevli, tabi ki de Yolcaut`un (babası) emriyle. Babsı soğuk bir kişiliğe sahip olsa da ara sıra çocuğuyla ilgileniyor. Yine de sadece parayla çocuğun mutlu olabileceğini düşünen ebeveynlerden biri O. Suaygıırını bulamıyor babası ve Tochtli`nin bu yüzden karnı ağrıyor. Mazzatin, özel öğretmeni, çok okumuş biri ve yazmak istediği için parasız kalmış. Mazatzin Japonlarla ilgili her şeyi çok seviyor. Kültürlü insanların hayatı bilmediğini savunuyor Mazzatin. Şapkalar Tochtli`nin hayatında özel bir yere sahip. Dünyanın her köşesinden bir örnek mevcut neredeyse. ``Şapkalar kralların tacına benzer.``
Kitabın arkasında Çevirmenin Son Notu kısmında isimlerin anlamları açıklanmış. Bu yüzden isimlerin anlamını söylemem eseri daha güzel anlamamıza neden olacaktır. Karakterlerin isimleri eski Meksika dili olan Nahuatl`dan geliyormuş. Tochtli / Usagi tavşan demek,Yolcaut çıngıraklı yılan, Mazatzin geyik, Quecholli flamingo, Chichilkuali kızıl kartal, Itzpapalotl siyah kelebek, Itzcuauhtli beyaz kartal, Alotl renkli papağan.
Her görevlinin kendine özgü yorumları mevcut hayatla ilgili. Mesela Cinteotl`a göre gariplik çirkinliğin akrabasıdır.
Tochtli  Sürekli ağlayanları top olarak nitelendiriyor.
Sağır olan Quecholli  misafir olarak aralarına katılır. Quecholli`den 90-60-90 diye bahsedilmesini  ve babasıyla ikide bir ortadan kaybolmalarını gizemli bir şey olarak görüyor. Tochtli için anlamadığı her cümle ve izahını bulamadığı her olay gizemli bir şey. Mesela, kitaptaki en komik anlardan biri, Yolcaut`la çalışanlardan birinin arasında geçiyor. Karşısındaki kişi anlamayınca ne dediğini, Yolcaut konuşmayı ``Ananın çiftliği`` diye bitiriyor. Tochtli de bunu aynı isimde gördüğü bir çiftlikmiş gibi algılıyor.

Dağa gidemediği için dağın ayağına geldiği bir adamla ilgili bir şeyler anlattı babası ...
``İşte şimdi yarağı yedik`` cümlesini çok güzel buluyor küçük çocuk.
Fütürist yazar kitabında tahminlerde bulunuyor gelecekle ilgili ama gelecekte şapka takılmayacağını söylemiyor. Saç ekimi ve klonlama doğru tahmin ettikleri. İşte kültür insanı, insanlığın hatası.
Mazzatin`in kasabası kovboy kasabası ama kovboy isimli mağazalardan başka kovboya rastlamak mümkün değil bu kasabada.
Tochtli`nin babası uyuşturucu ticareti yapıyor, bu yüzden de çocuğunun dışarı çıkmasını istemiyor. Yine bir kovboy heykelini topa benzetiyor. Sarayda bir kız gibi büyütüldüğünden, cinsiyetine yakışmayan hareketler ve insanlar farkında olmadan Tochtli`ni sinirlendiriyor. ``Eğer korkuyorsanız topsunuzdur.``
Avrupalıları da eleştirmeden edemiyor yazar timsalında Tochtli. Fransızlar çok zarifler. Giyotinden sonra kesilen kafayı sepete koyuyorlar, kafayı kesmeden önce kirlenmesin diye tacı çıkarıyorlar. Kitapta sürekli Avrupalılar ve Ötekiler karşılaştırılıyor. Tochtli`nin onları sevme bahanesi, cinayete bağlılıkları sebebiyledir. Bu da başlı başına cinayet kavramının Avrupa`dan gelmesine bir gönderme niteliğinde.
Belki de, giyotinler krallar için, kurşun delikleri de başkanlar içindir.
Gerçekçiler gerçeğin hiç de öyle sizin düşündüğünüz gibi olmadığını düşünürler.- Yolcaut
Bir sürü film (4 tane) ezbere biliyormuş.
Yeni öğrendiği kelimelerden `patetik` sefil anlamında. Sürekli bu kelimeyi kullanıyor. Öyle ki, çocuğun kendisini patetik bir durumda buluyoruz.
Mezzatin yazmak için bir kulübeye kapanıyor ama bilgisayarını da yanına alıyor. Galiba yazar insanların bir şey söylerken başka bir harekette bulunmalarını gözler önüne seriyor. Yanına insanların bu hareketi çocuklar tarafından bile görülür diyor. Kültürlü insanların yanlış bildiği şeylerden biri de, kitap yazmak için dağ başına çıkılması gerektiğidir Yolcaut`a göre.
Hizmetçilerden bir diğeri Itzpapalotl.
İspanya Meksika savaşını canlandırıyorlar Mezzatinle. Kıitapardan nerede hangi organın bulunduğunu ve hangisine kurşun gelirse ölümcül olabileceğini öğreniyorlar. Kitapların çocukları yönlendirme kabiliyeti.
Peso, dolar ve euro`ları var. Dünyanın hakimiyeti kurulmuş sanki bu evde. Hem şapkalar, hem de değişik para birimleri farklı milletleri ve bireyleri simgeliyor.
Sarayın nöbetçileri Miztli ve Chichilkuali. Babanın paranoyak düşünceleri yüzünden 24 saat korunması gerekiyor sarayın. `Bir kuş geçtiğinde bağıran lazer ışınlı alarm sistemi` bile var. Saray ıssızlığın göbeğindeymiş ki, bu da Yolcaut`u biraz haklı gösteriyor. Bahçeyle ilgilenen görevli ise sağır Azcatl. Tochtli`nin dediğine göre 3 sağır tanıyormuş. Bu sağırlar toplumda ezilenlerin `sağırlaşması` olarak da görülebilir. Zira 3 sağırın üçü de hizmetçi. Daha sonra Tochtli da sağırmış gibi yapıyor, çünkü istediği gibi yaşayamadığı için ezilen konumuna indirilmiş. Bir başka deyişle, zaten kimse onları duymadığı için kendileri de sağıra dönüşüyorlar. Neyse ki, Tochtli isteyerek dilsiz numarası yapıyor ve sonra babasının onu dinlemesi ve silahları göstermesi rolünden çıkmasına sebep oluyor.
Liberyalı cüce su aygırları ayrık otlarını yalayıp yutan sessiz makinelerdir Tochtli için. Sağır Itzcuauhtli`nin, hayvanlarla ilgilenen görevlinin, su aygırına sevineceğini düşünüyor, çünkü artık otları sessiz makineler temizleyecek. Tochtli`nin suaygırıyla özdeşleştiğini de anlıyoruz bu arada. İkisi de kel en önemlisi :). Hayata tutunamayanlar, nesli tükenmek üzere olan canlılar ikisi de. Ancak Tochtli bir hayvanın neslinin tükenmek üzere olmasının çok da kötü bulmuyor. En azından tükenmemiş. Burada azacık da olsa, geleceğe dair umut görüyoruz Tochtli ve suaygırı timsalında bütün tutunamayan insan ve hayvanlar için....
``Dilsizler esrarengiz ve gizemli oluyorlar. İşin doğrusu, sessizlikle hiçbir açıklama yapmaları mümkün olmuyor. `` Mazatzin ise gizemin büyüsünü inananlardan. ``Bence dünyanın en esrarengiz ve gizemli şeyi dilsiz bir Japon olmalı.``
Kitaplarda şimdiki zamanla ilgili şeyler bulunmuyor, sadece geçmiş ve gelecekle ilgili şeyler oluyor. (yani gerçeği anlatan kitapla yok diyor.) Aslında Tochtli kendisi bu kitap vasıtasile gerçeği, yani şimdiki zamanı anlatıyor.
Tochtli  Odaların boş değil de tüfek ve tabancalarla dolu olduğunu görünce, Yolcaut`un ona yalan söylediğini anlar ve şaşırır. Çünkü çetelerde yalan olmaz.
Burada yazar paralel evrende olduğumuzu gösteriyor. Çocukların çete dünyası ve büyüklerin çete dünyası. Zaman zaman bu ikisi kesişse de, her iki evrende çete kelimesine yüklenen anlamlar tamamen farklı.
Yalanı öğrendiğinde Tochtli artık suaygırı bile istemekten vazgeçer ve karnı ağrımaya başlar. Doktor bu ağrıların psikolojik sebeplerden dolayı ortaya çıktığını söylüyor.T annesini özlüyor aslında.

Tochtli`nin ilginç bulduğu kelimeler:
Sikindirik dünya Pirüpak Pozole
Paris`e,Monrovia`ya giderler.
İspanyollar fıkraların neredeyse hepsinde her şeyi birbirine karıştırıyor ve iş acayip yerlere varıyor.
Bir su aygırına tavşan olduğunu itiraf ettiren Meksikalılar ile ilgili fıkra.
Politikacılar gerçekten de karmaşık işlerle uğraşıyorlar.

Frankli Gomez`in isim değişikliği yapması gerektiği üzerine tartışılır. Paris`teTochtli Junior Lopez, Yolcaut ise Winston Lopez adını alıyorlar.
Dikkat çekmemek için Meksika şapkası takamıyorlar ve Afrika şapkası alıyorlar. Su aygırı bulamamalarını kendi şapkasının olmamasına bağlıyor, yerel kimliğini önemsiyor. Şapka karakterlerin bireyselliklerini yansıtan nesnelere dönüşüyor.

"Kitapların büyük kısmı kimsenin umursamadığı ve hiçbir işe yaramayan konuları anlatır."

Şu cümleyle Franklin Gomez dünya tarihini özetliyor sanki:
Kralların kafasını kesmeyi seven Fransızların suçundan, kralların kafasını kesmeyi sevmeyen \ispanyolların suçundan, Afrikalı insanları satmayı çok seven Portekizlilerin suçundan ve aslında bombayla ceset yapmayı seven Ingilizlerin ve Gringoların suçundan söz ettik.
Kanla lekeli karı buzlu üzüm ya da çilek suyuna benzetmesi çocuğun çete kelimesinin yetişkin anlamına doğru ilerlediğinin göstergesi.
Samuray olduğunu düşünüyor ve bütün gün pijamalarıyla ortalıkta dolaşıyor. Kimse onun samuray olduğunu anlamıyor ve pijamalarını çıkarmasını istiyorlar. Daha sonra hep beraber bir samuray filmi izliyorlar ve Tochtli Samurayların onun pijamasıyla dolaşmadıklarını anlıyor. Daha sonra Samurayın arkadaşını onurunu kurtarmak için öldürmesini anlayıp anlamadığını soruyor babası. Tochtli anladığını söyleyince, bir gün sen de bana aynısını yapacaksın dıyor.
Eğer bir Honduras pasaportu istiyorsanız iki seçeneğiniz var..  ya gerçek bir Honduraslı olmalısınız, ya da hapse girmelisiniz. Meksika ve suç aynı anda aklımıza gelen kelimeler...
Sık sık El Rey şarkısından bahsediliyor. Hatta görevlilerden biri Yolcaut`a El Rey diye hitap ediyor. Bu şarkı Meksika devrimi halk şarkısı.

Kitap:                                       Tavşan Deliğinde Fiesta
Yazar:                                       Juan Pablo Villalobos
Yayınevi:                                   MonoKL Edebiyat
Sayfa Sayısı:                              112
Türü:                                         Roman/Hikaye
Ne zaman okudum:                  Tatlı bir hikayeye ihtiyaç, duyduğum zaman
Neden bu kitabı seçtim:            Kapak, isim ve hikayenin konusunun birleşiminin harika oluşundan dolayı
Puan;m:                                     9
Orjinal isim:                               Fiesta en la Madriguera
Arka Kapak:

Juan Pablo Villalobos'un ilk romanı Tavşan Deliğinde Fiesta aralarında İngilizce, Almanca, Fransızca ve Portekizcenin bulunduğu birçok dile çevrildi. Bu kısa ama çarpıcı roman, karakterlerini Meksika başta olmak üzere Latin Amerika ülkelerinde gittikçe yaygınlaşan uyuşturucu tacirlerinin ve yolsuzluk hikâyelerinin anlatıldığı popüler tür "narkoedebiyat"tan ödünç alıyor. Ama onları eski kıtayla yeni kıtayı birbirine bağlayan zengin edebiyat mirasının ortasına yerleştiriyor.
Hikâyeyi bir çocuktan, Meksika'nın en büyük uyuşturucu tacirlerinden birinin oğlu Tochtli'nin ağzından dinliyoruz. Tochtli'nin tanıdığı insan sayısı on dört ya da on beş, bir sürü ölü de tanıyor, ama ölüler sayılmaz. Hayatta en çok istediği şey bir Liberyalı cüce suaygırına sahip olmak. Dünyanın her köşesinden gelen şapkaların bulunduğu devasa bir şapka koleksiyonu var. Yatmadan önce mutlaka sözlük okuyor, şapkadan tavşan çıkarır gibi sözlükten kelime çıkarıyor. Yaşadığı sarayın ya da deliğin dışındaki dünyayı özel öğretmeninin anlattığı kadarıyla biliyor.

Soru-cevap oyunu. Biri sözle vücudun belli bir yerine belli sayıda kurşun sıkıyor, ötekiyse cevap veriyor: canlı, ceset ya da henüz belli değil.
- Kalbe bir kurşun.
- Ceset.
- Sol ayağın küçük parmağının tırnağına otuz kurşun.
- Canlı.
- Pankreasa üç kurşun.
- Henüz belli değil.

0 yorum :

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Blog Listem